29 Mart 2009 Pazar

en son saksıdaki palmiyenin altında kalıyordum.

evet dün gece tampera'ya gidicektik ama hava koşullar el vermedi. dedik bari çıkıp bir şeyler içelim. bu sırada joonas aradı hadi sende gel dedim. kendisini beni finlilerle kaynaştırdığı için çok seviyorum. durum böyle olunca bizi bir arkadaşının evinde parti varmış oraya götürdü. ve gidince gördüm ki bu arkadaşı geçen sene Bilkent'te olan Niko'ymuş meğersem? Hatırladınız mı? Ben hatırlamadım şahsen. Çünkü kendisi çok affedersiniz vurucam kırbacı diye haykıran şişko nuri gibi olmuş. Herkes sıraya girmiş bayram günü gibi tokalaşıp ismini söylerken sıra bana geldi. "aaa Derya ben seni biliyorum Ankara'dan dedi" ben: "hııı pek bi değişmiş sen ya" demekle yetindim. Dünya fazla yuvarlak derim. Seviyorum böyle şeyleri. Neyse sonra bu evdekilerin keyfini bozmuşuz gibi oldu ve bizle pek ilgilenmediler. Bizde çıkıp başka yere gitmeye karar verdik. Kendimiz bir Meksika barında bulduk, Erasmusculardan arınmış daha keşfedilmemiş. Çılgınlar gibi gitar çalan casanova şarkıcı sağolsun ilgisini hiç eksik etmedi bizden. Burdaki 3 aylık yaşamımda en ucuz içkimi içtim. 1 litre margarita 16 Euro!!! Evet evet bu yer sır kalmalı. Gecenin sonundan aklımda kalan hiç bir latin dansını beceremeyişim ve gülmekten yanaklarımın acıması... ha bi de palmiye var, tuz ekmek çeviricem.

bu da cuma gecesi olan "baykuş" dinleme gezisinden. eğer sizde dinlemek isterseniz tekbir pozisyonuna geçip sabırla bekliyorsunuz.
hava bok gibi. bütün haftasonu kar yağdı. 21 Mart baharın ilk günüydü. O gün güneşi esirgemedi. Dünde saatler 1 saat ileri alınmış. "Yaz" saati uygulamasıymış. Bak sen şu işe. Biz o sırada kilise çanları eşliğinde karda düşmeden yürümeye çalışıyorduk... Güldüm..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder